18 Temmuz 2022 Pazartesi

"Çocuğunuz çocuğumuzu taciz ediyor." derken?

Aslında normalde bu blogta teknik paylaşımlarda bulunuyorum. Fakat geçtiğimiz günlerde şahit olduğum, çocuklar arası taciz olarak nitelendirilen bir vakayı sizlerle istişare etmenin ilginç çıktıları olabileceğini düşündüğüm için bu sefer teknik olmayan bir konuyu ele alacağım.

Kız ve erkek çocuğu olan bir baba olarak bu konuda bazı çıkarımlarım oldu. Fakat şimdilik bunları burada paylaşmayacağım. Geldiğimiz noktayı birlikte tefekkür edelim istiyorum.

Yazımda çocukların isimlerini kullanmak yerine kız çocuğu ve erkek çocuğu ifadelerine yer vereceğim.

Çok iyi geçindiklerini düşündüğümüz eğitimli ve kendileri de eğitimci olan üç aile arasında gerçekleşen bu olay, kriz yönetimi sırasında ezberlerin, duyguların ve egonun nasıl da bizi ele geçirdiğini ve bir yönüyle toplum psikolojisinin ne durumda olduğunu anlamam açısından bana oldukça ilgi çekici geldi.

Olay kabaca şöyle gerçekleşiyor:

Ailelerden birinin kız çocuğu ile diğerinin erkek çocuğu birlikte etrafta koşuşturup oynuyorlar. Birden kız çocuğu, özel bölgeme dokunma diye bağırıyor.

Tabi ki aileler hemen dikkat kesiliyor ve olayı dinliyorlar. Anlatılanlara göre olay erkek çocuğunun koşuşturma esnasında bilerek veya bilmeyerek kız çocuğunun p*posuna vurması şeklinde gerçekleşmiş. Olay sonrasında ailesi tarafından erkek çocuğuna özür diletilmiş ve çocuklar oyuna devam etmişler.

Aradan bir kaç ay geçmiş ve bu sefer yeni bir ailenin de oluğu bir buluşma gerçekleşmiş. Konumuza yeni dahil olan ailenin de bir kız çocuğu var. Yine çocuklar arasında benzer bir olay yaşanmış fakat bu yeni aile erkek çocuğunun ailesine hiç bir şey yansıtmamış.

Anlaşılan o ki bir şekilde kız çocuklarının anneleri bir araya gelmiş ve bu konuda istişare etmişler. Daha sonra erkek çocuğunun annesinin olduğu bir muhabbet masasında tüm çocuklar yanlarındayken bir şekilde konuyu açmışlar. 

Kanaatim o ki aileler arası kavganın fitilini ateşleyen de bu görüşme olmuş. Doğal seyrinde ilerleyen bir muhabbet iken bir anda yeni ailenin kız çocuğunun annesi, erkek çocuğunun annesine senin oğlun çok yaramaz ve kızlarımızı taciz ediyor demiş ve bunu çocukların yanında bir kaç kez farklı cümleler içerisinde tekrarlamış. Diğer kız çocuğu annesi de bunu tasdikleyecek yorumlarda bulununca erkek çocuğunun annesi bu konuda yorum yapmayıp eşiyle istişare edeceğini belirtmiş.

Bir süre sonra erkek çocuğunun babası diğer kız çocuklarının babaları ile konu hakkında görüşmek istemiş. 

Bu noktada ben de tüm aileler açısından olayı gözlemleme fırsatı buluyorum.

Özetle; erkek çocuğunun babası kendi çocuğunun bu konuda düşündükleri gibi bir eğilimde olamayacağını, müsterih olmaları gerektiğini, bir yandan da çocuğuna bahsi geçen özel bölgeleri öğretip bu bölgelere dokunmama, dokundurmama konusunda dikkatli olması gerektiğini aşılamaya başladıklarını belirtti. Diğer ebeveynlerden de konuya kendi kız çocuklarını yaralayacak ve ileride çocuklar arasında kötü bir hatıra bırakacak şekilde davranılmaması gerektiğini, kelime seçimlerine dikkat edilmesini, taciz kelimesinin yakışıksız olduğunu belirtti.

Kız çocuklarının babaları ağız birliği yapmışçasına daha fazla dinleyemeden söze girdiler ve özetle; bu konuda çok hassas olduklarına, kesinlikle üstünü kapatmayacaklarını, erkek çocuğunun bu düşüncede olmadığını bildiklerini fakat olayın taciz olup bu konuda erkek çocuğunun psikolojik destek alması gerektiğini belirttiler. Kapıdan dinlemiş olacak ki ilginç bir şekilde yeni ailenin kız çocuğu içeri girip babasına sarılıp ağlamaya başladı ve bu olaydan çok etkilendiğini ifade etti.

Tartışma giderek alevlenerek büyüdü ve bir saati aştı. Saat gece yarısını geçtiği ve ailelerin yola çıkmak üzere olduğu bir zaman dilimine denk geldiği için sükûnete erişilemeden şahitlerin de yardımıyla konu yarıda kesildi. Hiç bir ailenin tatmin olmadığı bir noktada kalındığı için kalplerde kırıklıklar daha kötüsü çocukların akıllarında taciz gibi çok hassas bir konuda unutulmaz hatıralar kaldı.

Tartışma uzun sürse de söz konusu tacizde bulunan ve mağdur olduğunu savunan çocuklarımızın ailelerine ait savlar ve öne çıkan ifadeler belliydi ve aklımda kaldığı kadarıyla şöyleydi:

Kız çocuklarının babaları kabaca ortak şeyleri savunuyorlardı:

  • Özel bölgeler ve bu bölgelere dokundurmama konusu bizim için çok hassas, kesinlikle istisna koymadan ve esnetmeden bu konuda eğittiğimiz gibi davranmasını istiyoruz.
  • Erkek çocuğunun kötü niyetli olmadığını düşünüyoruz. O yüzden daha önce görüşme gereği görmedik. Ya da ona bu yaptığı karşısında çocuklarımız tarafından öğrettiğimiz gibi bir zarar verilmedi.
  • Olay bir taciz olayı, dolayısıyla taciz ifadesini kullanmamızın sakıncalı olduğunu düşünmüyoruz.
  • Çocukların yanında bu konuyu taciz olarak ifade etmemizin negatif bir etkisi olduğuna inanmıyoruz. İleride hatırlamayacaklardır.
  • Taciz kelimesi rahatsız etti anlamında da kullanılmış olabilir. Buna takılmayın. 
  • Kelime önemli değil. Olayın kendisi kız çocuklarının aklındaki taciz kavramıyla eşleşiyor zaten.
  • Çocukların hepsi aynı değere sahip. Çocuğunu aşırı savunuyorsun. Adil değilsin.
  • Erkek çocuğunu bu şekilde bir anaokuluna bile gönderemezsin. Oradaki aileler bizim gibi tepki vermezler.
  • Bizler eğitimciyiz bizim eğitim şeklimizi eleştiremezsin.
  • Erkek çocuğun çok yaramaz ve kızlara karşı böyle bir alışkanlığı var.
  • Çocuğunuza eğitim verme konusunda yeterince iyi değilsiniz. Bir psikologdan destek almalısınız.
  • Çocuğunuz suçlu olduğu bir konuda üste çıkıp bize ayar vermeye mi çalışıyorsun?

Erkek çocuğunun babası ise şunları savunuyordu:

  • Çocuk henüz cinsiyet ayrımını tam olarak yapamıyor. Yani cinsiyetlere ait özelliklerin henüz farkında değil.
  • Akil değil. Yani temel kavramlara her yönüyle hakim olma ve doğru-yanlışı ayırt edebilme konusunda beklentileri karşılayacak seviyeye henüz ulaşmadı.
  • Baliğ değil. Yani cinsel manada haz duyusu oluşması için yeterli bedeni gelişmişliğe ulaşmadı.
  • Erkek çocuğu aşırı tepki gösterildiği için dikkat çekmek amacıyla vuruyor olabilir. Tepkinizi kontrol altında tutmalısınız.
  • Hassasiyetlerinizi anlıyoruz fakat erkek çocuğunun oyun esnasında vurması bir kedi veya köpeğin dokunmasından farksız olsa gerek.
  • Bu konuda çocukların doğru eğitilmesi önemli. Mesela bir doktorun muayene etmesi sırasında da benzer tepkiyi göstermeyeceğini bilmesi gerekir.
  • Sizin beklentiniz erkek çocuğunun bunları bilmesi gerektiği ve uygun şekilde davranması olabilir. Sizler kendi çocuklarınızı okula başladığında eğitmeye başladınız. Erkek çocuğu bu yaşta düşündüğünüz kadar hızlı ve disiplinli olamaz. Yine de erkek çocuğunun eğitimini hızlandırmam konusunda bir öneriniz varsa dinleyebilirim.
  • Olayın tacizle bir ilgisi yok. Bu yersiz taciz ifadesinin çocukların yanında defalarca kez kullanılması ve gerçekten tacize uğramışlar gibi teselli edilmeleri kendi çocuklarınızın olayı zihninde büyütmesine ve zarar görmelerine sebep oluyor. Bu onların gelişimlerini olumsuz manada etkileyecek.
  • Taciz ifadesi ileride çocuklarımız arasındaki ilişkiyi ve erkek çocuğunun bunu öğrenmesi durumunda size olan saygısını olumsuz manada etkiler.
  • Şikayet ettiğiniz olayı ifade etmek için seçtiğiniz taciz kelimesinin ne manada kullanıldığı açık. Bu ifadeyi kullanan kişilerin bizlerden özür dileyip bu ifadeyi tekrar etmemelerini istiyoruz.
  • Çocuklar arasındaki gerilime sebep olan bu durumu ifade etmek için bizim tahrik kelimesini seçmediğimiz gibi sizlerin de taciz kelimesini kullanmamanız gerekirdi.
  • Bir pedagog ile dikkat çekmek için vurma eğilimini nasıl azaltabileceğimizi görüşebiliriz. Fakat taciz ettiği iddiası ile destek almak istemek tamamen anlamsız. Çocuğun gelişim seyri gayet normal.
  • Tamamen farklı bir dünyada yaşayan çocuğu böyle bir konu için psikoloğa yönlendirmek istemeniz ilginç. En iyi ihtimalle kullandığınız kelimenin anlamını bilmiyorsunuz. Diğer türlü sizlerin bu desteğe ihtiyacı olduğu açık.
  • Belki çocuğunuzu eğitirken bu olayı somut bir vaka olarak kullanmak isteyebilir, nasıl davranmasını gerektiğini ve konuyu nasıl takip ettiğinizi göstermek istemiş olabilirsiniz. Fakat bunu benim çocuğum üzerinde yapma hakkınız yok.

Erkek çocuğunun babası konunun hassasiyetinin farkında olacak ki dolaylı ve detaylı açıklamalar yapma eğiliminde. Bu sebeple uzun cümleler kuruyordu. Bu cümleleri aklımda kaldığı kadarıyla kendi ifadelerimle yukarıda belirtmeye çalıştım.

Çocuklarımızın yaşlarına ve öne çıkan özelliklerine bakalım: Kız çocukları 9 ve 12 yaşlarında, erkek çocuğu ise henüz 4 yaşında. 12 yaşındaki kızımız ergenliğin başlarında olduğu için oldukça duygusal ve kafası karışık görünüyor. 9 yaşındaki kızımız problemleri kendisi çözmek yerine her fırsatta ebeveynlerinin desteğini istiyor. Oyun oynarken en çok onun şikayetlerini duyuyoruz. 4 yaşındaki erkek çocuğumuz ise hiperaktif olmasa da oldukça hareketli ve biraz gürültücü. Suçlanacak biri arandığında ilk akla gelen türden diyebilirim. Özetle dikkat çekmek için her fırsatı değerlendiriyor.

Ben sayılarla ve veriler düşünen birisiyim. Sanıyorum Matematikçi olmamın bu konuda çok etkisi var. İşim gereği de duygulardan daha ziyade verilerle karar vermenin daha isabetli olduğunu sık sık deneyimliyorum.

Bu olayı sonrasında önce iyice analiz ettim. Daha sonra bir sentez çıkarmaya çalıştım. Fakat toplum psikolojinin geldiği noktayı fark etmem açısından önemli bir olay olduğunu düşündüğüm için hataya düşme ihtimaline karşı sizlerin de yorumlarını merak ediyorum.

Sizce bu konuda kim haklı? Aileleri ortak bir noktada buluşturmak, kırgınlıklarını gidermek mümkün mü? Bu olaydan çıkarılabilecek dersler neler olabilir? Herkesin belli hassasiyetleri ve haklı olduğu çok açık. Kısacası sükûnet için ailelere ve çocuklarına nasıl tavsiyelerde bulunmak gerekli?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder