Data-Ink Ratio etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Data-Ink Ratio etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Ekim 2015 Çarşamba

Etkili Rapor Tasarlama Teknikleri - 5 (Data Ink Ratio - Veri Mürekkep Oranı)

Etkili Rapor Tasarlama Teknikleri yazı serisine devam ediyoruz.

Bir önceki makalemizde bir kaç hatırlatma yaptık ve güzel tasarlanmış raporların karakteri ile ilgili bazı ipuçları verdik.

Bu yazımızda ise, raporlardaki görsellerin estetiğine doğrudan katkı sağlayacak üç yöntemden biri olan veri-mürekkep oranı (Data-Ink Ratio) yaklaşımına değineceğiz.

Aşağıdaki rapora bir kaç dakika göz gezdirin. İlk olarak dikkatinizi çeken şeyler neler? Bilgi mi? Yoksa kalın, kalabalık, anlamsız renkli ve aralarında koca koca boşluklar olan görseller mi? 



Edward R. Tufte 1983 yılında sayısal verilerin görsel sunumu husunda “Data-Ink Ratio” ismini verdiği bir yaklaşım yayınladı.  Tufte’ye göre grafiğe harcanan mürekkebin büyük bir kısmı veri-bilgi için kullanılmalıdır. Veri için harcanan mürekkep grafiğin silinemez çekirdek kısmını oluşturur. Gereğinden fazla kullanılmamak şartıyla sayıların değişimi, mürekkep kullanımındaki değişimle ifade edilir.

Kafa karıştırıcı görünüyor olabilir. Aslında çok basit. Mümkün olduğunca sayısal verileri ön planda tut. Kullanılan görseller, dikkat dağıtmadan verileri ve verideki değişimi anlatsın.

Aşağıdaki grafiklerden hangisi kalabalıktan arınmış ve veriye odaklanmanızı kolaylaştıracak nitelikte.


Sağdaki değil mi? Soldaki grafikte ilk göze çarpan şey renk ve grid çizgileri olmakta. Sayılar daha sonra dikkat çekiyor. Sağdaki grafikte ise sayılara ve değişimine odaklanmamak elde değil. Oldukça basit ve amacına uygun.

Grafiklerde sayıların olduğu alanlara data-ink, geriye kalanlara da non-data-ink adı verilmiştir. Grafikte kullanılan mürekkep miktarı, veri için kullanılan mürekkep miktarına ne kadar yaklaşırsa ideale de o kadar yaklaşıyorsunuz demektir.

İyi bir grafikte sadece data-ink olur. Non-data-ink alanlar mümkün olan her yerden kaldırılmalıdır. Bunun amacı yukarıda da söylediğimiz gibi kullanıcıların tüm dikkatini verilere yöneltmektir. Aşağıdaki resimde kırmızı olan alanlar non-data-ink adıyla anılmaktadır. Sayısal olan alanlara ise data-ink adı verilmiştir.


Görsel kaliteyi nasıl arttırabiliriz?


İki adımlık bir çalışma ile kaliteyi arttırmak mümkün.

1- Non-Data-Ink (veri içermeyen) alanların değerini azalt

    • Gereksiz tüm veri içermeyen alanları kaldır.
    • Geriye kalan veri içermeyen alanları düzenle ve etkisini azalt (vurgusuz olsun)
Aşağıdaki tablolara baktığımızda sağdakinin daha kullanışlı olduğuna hemen karar verbiliriz. Soldaki hatalı bir tasarım.


2- Data-Ink (veri içeren) alanların değerini arttır.
    • İhtiyaç olmayan tüm veri içeren alanları kaldır.
    • Çok önemli bilgilerin sunulduğu alanları vurgula.

Aşağıdaki tabloda kırmızının tonları ile ktirik sayılar işaratlenmiş ve ön planda tutulmuş. Bir farkındalık oluşturulmuş.



İki adımlık çalışmayı ve değişimi aşağıdaki örnekte görebiliriz :



Sol üstteki ve sağ alttaki grafiklere bir bakın. Yapılan değişiklikler nasılda bilgiyi ön plana çıkartıyor.

Bu prensipleri birden fazla grafiği bir arada kullanırken de göz önünde bulundurmak gerekir. Aksi halde en üsttekine benzer bir şey çıkar karşınıza.

Tasarımlarında estetik kaygı taşıyanlar için sunduğumuz ipuçlarına diğer yazılarda devam edeceğiz.


Faydalı olması dileğiyle.

5 Ekim 2015 Pazartesi

Etkili Rapor Tasarlama Teknikleri - 4 (Güzel Tasarlanmış Raporların Karakteri)

Uzun bir aradan sonra “Etkili Rapor Tasarlama Teknikleri” yazı serisine devam etmeye karar verdim. Raporlama projelerine girişecek tarafların dikkatle incelemesi gereken önemli bir seri olduğu düşüncesindeyim ve çevremden aldığım geri dönüşler de bu düşüncemi destekler nitelikte.

Önceki yazıları kısaca bir hatırlatmak gerekirse;

Serinin ilk makalesinde dashboard tanımı ve mükerrer yapılan tasarım hataları üzerinde durmuştuk. Yazıda geçen tasarım hatalarından bir kaçı sizin projede de olabilir. Mutlaka bir göz atın;

Serinin ikinci makalesinde ise mümkün olduğunca kolay yorumlanabilen ve amaçlanan kısımları akılda kalan tasarımlar dizayn etmek için hafızanın işleyişine, algıyı güçlendiren sembollere ve görsel duyunun çalışma prensibine odaklandık. Etkili tasarımlar için gerçekten büyük bir adım oldu. Bakmadan geçmeyin;

Serinin üçüncüsünde, yani ara vermeden önceki son yazıda ise, geliştirme süresince karşımıza çıkabilecek önemli bir kaç sorunun cevaplarına odaklandık. Rapor ihtiyaçlarını kategorize ettik ve teknoloji seçimini etkileyecek noktalara değindik. Yazıda geçen sorulara ve cevaparına mutlaka bir göz atın;

Nihayet bu yazımızla birlikte tasarım prensiplerine giriş yapmış olacağız. Artık bazı raporların neden çok güzel, bazılarınınsa neden çok itici olduğunun açıklamasını yapabileceğiz.


Güzel tasarlanmış bir raporun karakteri nasıldır?


Öncelikli olarak rapora gelen kişinin doğru bilgiyle karşılaşması çok önemlidir. Buradaki doğru bilgiden kasıt sadece verinin tutarlı olması değil aynı zamanda beklentiyi karşılayacak nitelikte olmasıdır. Yani kullanıcılar rapordan umduğunu bulmalıdır. Karşılaşılanların bir kısmı işe yaramıyorsa zamanla raporunuz daha itici hale gelir. Bir süre sonra kullanıcılar kendi raporlarını tasarlamayabilmek için veriye direk erişim talebinde bulunur.

İyi bir dashboardda görseller son derece estetik kaygıyla organize edilmiş olmalıdır. İlk odaklanılan alanlarda konunun özetiyle ve ististanalarla karşılaşılmalıdır. Hedefe ve hedef kitlenin ihtiyacına uygun, anlamlı alışkanlıklarıyla uygumlu ve anafikri doğru ifade eden görseller tercih edilmelidir. Aktarılmak istenen bilgi en kullanışlı araçlar yardımıyla, basit ve en kısa yoldan aktarılmaldır.

Özetle güzel tasarım nasıl olur?


Genel olarak verilmek istenen ana fikrin doğru verilerle, doğru ve tutarlı görseller kullanılarak sunulmasını ilk adıma koyarsak, ikinci adımda bu görsellerin estetik kaygıyla konumlandırılmasından söz edebiliriz. Hemen şimdi iç açıcı güzellikte raporlar hazırlamak için bir kaç teknik söyleyelim. Bunlar; veri-mürekkep oranı  (Data-Ink ratio) yaklaşımının uygulanması, odak noktasının (focal point) etkin kullanımı ve estetiğin matematiksel karşılığı olarak bilinen altın-oranın (Golden ratio) sağlanmasıdır.

Bu üç tekniğin detaylarından bahsetmeden önce aklımızda tutmamız gereken şey tasarımlarımızda Henry David Thoreau’un tavsiyesine uyarak; evrenin daha yaşanılabilir bir yer haline gelmesi için hayatı basitleştime fikrini tatbik etmektir. Basitlikten kastımız ana fikrin doğrudan verilmesi ve kolayca kullanılabilmesidir. İlkel veya tam tersi aşırı dikkat dağıtan görsellerden kaçınmak gerekir. Özetle edebiyattakine benzer şekilde fesahat ve belagat şartına riayet edilmelidir.

Yüzlerce kişinin ölümüne, milyarlarca doların heba olmasına sebep olan uçak kazalarının temel nedeni; basit olmayan kontrollerden dolayı pilotların ne olup bittiğini çok geç farketmesidir. Çoğu zaman basitleştirmek ve kolaylaştırmak hayati öneme sahip olur.

Dashboardlar dikkatleri üzerine çekip insanlara neler olup bittiğini ve ilk baktıklarında nelere odaklanması gerektiğini söylemek zorundadır. Bu kalitede bir iş çıkarmak için bugüne kadar konuştuklarımıza, bundan sonra detaylandıracağımız 3 tekniğe ve devamında paylaşacağımız görsellerin doğru kullanımı hakkındaki ipuçlarına ihtiyacımız olacak.


faydalı olması dileğiyle ...